Gündem bombardımanı içinde şu iki soruya net yanıt verilirse, yaşanan süreç çok daha kolay anlaşılır:
Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’ni 46 yıl sonra yeniden birinci parti yapmasaydı, bugün kendisine yönelik bu yargı operasyonu yapılır mıydı?
Ekrem İmamoğlu, bütün anketlerde Erdoğan’ın önünde görünmeseydi, şu an hapiste olur muydu?
“Amalar”, “fakatlar”, “keşkeler”… Bunların artık hiçbir anlamı yok.
Yaşadığımız süreç, Türkiye’de kararları kesin ve tartışmasız kabul edilen Yüksek Seçim Kurulu’nun bundan sonra vereceği herhangi bir kararın da mahkemeye taşınabileceğini; seçim güvenliğini ve seçmen iradesini ilgilendiren o kesin kararların bir mahkeme üzerinden bozulabileceğini göstermiş, bunun yolunu açmıştır.
Türkiye’de demokrasinin kırıntılarını aradığımız günler… asıl gündem budur.