THE INTERNET'S OWN BOY

Joined June 2011
4,992 Photos and videos
Pinned Tweet
31 Dec 2023
Ulaşmaya çalıştığın yerde beklenmediğini farketmek
9
182
3,991
647,776
Travis retweeted
Dünya kupasına katılmamızın üstünden 24 sene geçmiş. Yine ilerde katılırız ama gece kalkma işi bir daha 20 yıl sonra belki 30 yıl sonra olacak. Yani bu olayı tekrardan yaşama işi hayatımızda 2'den fazla olmayacak. Bu tür detaylarda hayatın kısalıgını fark etmek insanı üpertiyor.
3
24
731
25,637
Travis retweeted
Edin Dzeko, Bosna Hersek'teki çocuklara muhteşem bir mektup yazdı. "Bosna Hersek'teki sevgili çocuklar, sizin için bir mesajım var. Hiçbir şey imkansız değil. Hiçbir şey. Bosna Hersekli olduğumuz için şanslıyız. Bunu hayalini yaşayan bir adam olduğum için söylemiyorum, ayrıca savaştan kurtulmuş bir çocuk olarak da söylüyorum. Bambaşka bir kaderim olabilirdi. Saraybosna'daki o günler hakkında konuşmayı sevmiyorum ama o günleri anlamanız çok önemli. Başladığında 6 yaşındaydım. Sirenlerin çaldığı ilk anı hatırlıyorum. Annem beni aldı ve ayakkabılığın arkasına saklandık. Bu birinci gündü. Dört yıl boyunca sürdü. Ne olduğunu tam olarak anlamamıştık ama her günümüz korkunç geçiyordu. Evimiz kalmak için tamamıyla güvensiz hale gelince, dedemlerin yanına taşındık. 40 metre kare bir evde 15 kişiydik. Hepimiz yerde uyuyorduk. Birlikte Monopoly oynardık. Dışarı çıkmak tehlikeliydi çünkü her yerde keskin nişancılar bekliyordu. Kuzenlerimle birlikte yere oturur, saatlerce oynardık. Sirenleri ve bomba seslerini duyardık. Bazen yer sallanırdı. Oynarken birkaç dakikalığına savaşı unuturduk. Sadece bir anlığına çocuk olmamıza izin vardı. Dışarıda futbol oynamak istiyorduk ama her gün dışarıda masum insanların ambulanslarla hastaneye götürüldüğünü görüyorduk. Peki ya bir çocuğu dört yıl boyunca bir evde nasıl tutabilirsiniz? Tabii ki tutamazsınız ve büyüklerimiz de bunu biliyordu. Nadiren de olsa etraf sakin göründüğünde, annem dışarı çıkmamıza izin verirdi. Çıkardık ve mahalledeki diğer çocuklarla futbol oynardık. Annemin o anlara bakışlarını asla unutmayacağım. Yüzünde bir gülümseme vardı çünkü futbol oynarken beni görünce mutlu oluyordu. Ama gözlerine baktığımda da ne kadar korktuğunu görüyordum çünkü eve geri dönemeyebilirdim. Zaman zaman suyumuz biterdi. Kovalarımızı alır ve sıraya girerdik. Elektrik yoktu, dolayısıyla asansör de. O kovaları taşırdık. Üçüncü kat, dördüncü kat... 6 kat daha kaldı... Saraybosna'daki en zayıf çocuk bendim. Yemek de bizim için problemdi. Ailelerimiz bunun için hayatlarını riske etti. Bazen yemek dolu kutular gökyüzünden bırakılırdı, sanki sihirmiş gibi... Nereden geldiğini bilmezdik, umurumuzda da değildi. Tatları inanılmazdı. Her gün aynı şeyi yediğinde, fıstık ezmesi gökten gelen bir hediyeymiş gibi oluyor. Günün sonunda, bir şekilde hayatta kaldık. Geri dönüp baktığımda ne kadar güçlü olduğumuza dair şoka giriyorum. Küçücük çocuklardık. Onlarca masum insan öldü. Ne için? Para için. Güç için. Ego için. Yani hiçbir şey için. Bugün haberlerde savaş gördüğümde berbat hissediyorum. Bunun hiçbir yerde yaşanmasını istemiyorum. Ama nedense yetişkinler bunu asla öğrenemiyor. Savaş bittiğinde 10 yaşındaydım. Futbolcu olmak gibi bir planım yoktu. İmkansız geliyordu, bu konuda hayalim bile yoktu. Her şey paramparça edilmişti. Futbolu sadece sevdiğim için oynuyordum. Babam eskiden ekmek taşırdı. Ben ilk kulübüme katılınca, işine aralar verir ve beni götürüp getirirdi. Yoldayken bana hep 'kibar ol, herkese aynı şekilde davran, nereden oldukları ve ne yaptıklarının önemi yok' derdi. Bunu asla unutmadım. O da alt liglerde futbol oynamıştı, benim kahramanımdı. Arabadan indiğimde bana muz verirdi ve 'iyi şanslar oğlum' derdi. Hafta sonları televizyonda birlikte maç izlerdik. O dönemde Serie A en iyi ligdi. Shevchenko'yu duydunuz mu? Ona bayılırdım. İtalya'yı çok severdim. Dünyanın öbür ucundaki bir peri masalı gibi gelirdi. Orada futbol oynamayı hayal bile edemezdim. Zeljeznicar'ın A takımında futbol oynamak tek hedefimdi. Hocalarımdan biri bana Sheva diye seslenmeye başladı çünkü sarışındım ve çok gol atıyordum. Hoşuma gitmişti. 19 yaşındayken bir başka hoca geldi ve beni Çekya'ya götürmek istediğini söyledi. Bosna'dan ayrılmak istemedim ama oraya gidersem hayalimi gerçekleştirme ihtimalimin daha yüksek olduğunu söyledi. Dürüst olmak gerekirse hayalimin ne olduğunu bile bilmiyordum. Sadece daha iyi olmak istiyordum. Bedenimin en güçlü tarafı zihnim. Teplice'ye gittiğimde kendime şöyle dedim: "Edin, bu adamlardan daha çok çalışmalısın yoksa seni gönderirler." Beni 25.000 Euro'ya almışlardı. 2 yıl sonra Wolfsburg'a imza attım. Milan'la karşılaştık, Sheva ile forma değiştim. Sonra Manchester City beni 37 milyon Euro'ya satın aldı. Sonra Roma'ya gittim. Savaşta büyümüştüm. Gerçekten bir peri masalı yaşıyordum. Hiçbir şey imkansız değil. Bosna'yı Dünya Kupası'na götürmek bile. 2014'ü hatırlıyor musunuz, çoğunuz doğmamıştınız bile. İlk kez Dünya Kupası'na o yıl gitmiştik. Hayatlarımızın en iyi günüydü. Litvanya'daki eski bir stadyumda eleme maçı oynamıştık. Hakem son düdüğü çaldı, Bosnalılar sahaya girdi. 2 metrelik duvarı aşmışlardı. İçimden 'delirmişler' demiştim. Sonra diğerlerinden daha yavaş şekilde koşan bir adam gördüm. Gözünde yaşlarla bana doğru geliyordu. Babamdı. 'Baba, ne oldu?' dedim. 'Duvardan atlarken ayağımı incittim ama problem yok, acı hissetmiyorum' dedi. Sarıldık ve ağladık. Ne yazık ki Brezilya'da şans bizimle değildi. Bunu hatırlamıyorsunuz ama Nijerya'ya karşı bir gol atmıştım, sayılmalıydı. O gün VAR yoktu ve gruplardan bu yüzden elendik. Ama bizim küçük ülkemiz Maracana'da sahaya çıkmıştı. Dünyaya kim olduğumuzu göstermiştik. Şimdi ise geri dönüyoruz. Komik olan ne biliyor musunuz? Martta 40 yaşına girdim ve kutlamadım. Müslümanım, o dönem Ramazan ayıydı ve bizim de Galler ve İtalya karşısında bir işimiz vardı. Ben de şöyle düşündüm, madem öyle o zaman ben bu maçları partiye çevireceğim. Galler karşısında 85. dakikaydı ve skorborda baktım, 1-0 gerideydik. Tek hissettiğim şey panikti. Zamanımız bitiyordu. Sonrasında bir korner oldu. Beni sıska bir adam marke ediyordu. 'Harika' dedim. Topu ağlara gönderdim, sevindim ve aklıma şu geldi: "Daha önce 4 kez seri penaltı atışlarına çıktım, hepsini kaybettim." Şükürler olsun ki gençler nasıl penaltı atılacağını biliyordu. Biz veteranlar gibi çok düşünmüyorlar. Sonra İtalya'yla oynadık. Donnarumma'dan korkuyordum. Çok büyük. Ona penaltılarda gol atıp atamayacağımı bilmiyordum. Sağ omzumu da incitmiştim ve kenara gelmiştim. İlk penaltımızı izleyemedim çünkü kolumu sargıya alıyorlardı. İzleyemedim ve golü attık. O an dedim ki, belki de izlememeliyim. Sadece tribünün sesini takip edeyim. Halkımı dinleyeyim. İtalya kaçırdı, taraftar golü attığımız andan bile daha çok ses çıkardı. Sonra bir kez daha kaçırdılar. Sadece dua ediyordum. Gördüğüm tek şey hocalarımızın sırtlarıydı. Esmir topu aldığında, hocamız da arkasını döndü ve 'Ben de izleyemiyorum' dedi. Geldi, bana sarıldı. Kafalarımızı birbirimize yasladık, gözlerimizi kapattık ve sadece dinledik. Sonra da duyup duyabileceğimiz en büyük gürültüyü duyduk. Buraya gelmek hiç kolay olmadı. 40 yaşına geldiğinizde, sırtınız acı içinde bağırabiliyor. Siz de ağrı kesicilere koşuyorsunuz. Ama bedenim ne zaman bu işi bırakmak isterse istesin, her zaman kaçırdığım kutlamaları, ailemden uzak geçirdiğim o günleri, kaçırdığım yaz tatillerini düşünüyorum. Mental olarak bu çok zor. Eleştiriler hala can yakıyor ama sahaya çıktığımda hala çocuk gibi hissediyorum. Sizler gibi. Karnımda kelebekler uçuşuyor. Eve her geldiğimde de şunu düşünüyorum: Değdi. Her şey değdi. Kötü anlar olmadan, iyi anlar gelmez. 20 yıldır Bosna'dan uzağım. Bosna'dan uzak kaldıkça, sevgim artıyor. Bu 20'nin 9'u İtalya'daydı. Çocuklarım Roma'da doğdu. Orası hala benim ikinci evim ama ne zaman Saraybosna'yı ziyaret etsem, annem yemek pişiriyor. Herkes orada. Ben de çok mutluyum. Bosna formasını giymek, kalbimi farklı attırıyor. Halkım için oynuyorum. Saraybosna'nın sokaklarındaki çocuklar için oynuyorum. Sahip olduğumuz farklı kültürlerden ve farklı dinlerdeki insanlar için oynuyorum. Bizim ülkemizi güzel yapan şey bu. Hala bazı insanlar bizi ayırmaya çalışsa da... Asla başarılı olamadılar. Benim sayemde değil. Yetişkinler sayesinde de değil. Biz asla öğrenemiyoruz. Sizin sayenizde çocuklar. Bana son bir iyilik yapın tamam mı? Saraybosna, Roma ya da St. Louis, nerede yaşarsanız yaşayın; ister Müslüman, ister Musevi, ister Katolik, ister Ortadoks olun. Nereden geldiğinizi asla unutmayın. Bosnalısınız. Dünya ayaklarınızın altında. Hepinizi çok seviyorum. Sevgilerimle, Edin."
351
1,798
16,326
2,925,532
Travis retweeted
mustafa eskihellaç dump yapmak için fotoğraf çekerken fatih tekke'ye yakalanıyor
73
479
21,466
2,036,116
Hazırsanız başlıyoruz çocuklar… Hoşgeldin hocam
1
1
9
709
KOCAMAN bir sofra düşün mahallenin tam ortasında
3
278
Travis retweeted
20 Nov 2020
Biri ABD siyasetinden bahsederken Kurucu Babalar diyince aklıma 12 imam gibi bir şey geliyor hep
1
6
Travis retweeted
3 Jun 2022
TRAVIS'LE GEÇMİŞE DOĞRU... Bugün çok sevdiğim bir filmden ve başrollerinin garip, hüzünlü hikayesinden bahsedeceğim. Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmi Atıf Yılmaz'ın 1993 yılında vizyona giren ve Beyoğlu'nun arka sokaklarını anlatan filmidir. Seks işçiliği, LGBTQ bireyler ve
2
1
14
Travis retweeted
A beer from all 48 countries playing at the 2026 World Cup in Canada, Mexico and the USA. Here we go!
3,690
11,452
105,020
21,865,318
Ozan Güven kimse onu bir yerden kovmasın diye Bedri Usta’nın kömürlüğünde mi yaşıyor
🚨 Hakan Safi, Bedri Usta'da düzenlediği yemekte, oyuncu Ozan Güven ile selamlaştı.
2
44
1,271
91,055
Travis retweeted
Başladı bile
Replying to @somut1917
100 yıl sonra mehmet cengiz’in torunları müzeler açacak, üniversiteler kuracak. sarışın ve mavi gözlü olacaklar. sanat koleksiyonculuğu yapacaklar. biraz sabır….
2
17
204
12,469
Travis retweeted
Bu sırrıcı ifadesindeki politik ilkellikte bir drama görüyorum. İnternette çok fazla vakit geçirdiği için bu konularda güvenli bir kamusal refleks geliştirmek zorunda hisseden ama bu konulara da kafası pek basmayan aptal çocukların hayat sancısını ifade ediyor gibi geliyor bana…
Bu mu sanatçı şimdi? Hadi ordan. Fakirleşmiş geri dönmüş. Sen 6 yıl sonra geri dön şu sahne kıyafetinin ucuzluğuna bak performansın olmayışına bak 👎🏻 Sınıfta kaldın sırrıcı slm #şebnemferah tanked
17
306
3,668
138,998
Bir süre bu videodayım
8
664
Oz*n G*ven savunmak ve onu mağdur bulmak hangi seviye zekasızlık artık? Bu adamın hapiste olması lazımdı. Bir tane mekândan kovuldu diye mi mağdur oldu? Bildiğinizden daha korkunç bir insan. Yok mekandan atan kişi şöyle böyle diye eğip bükmeyin. Bu herifi savunasınız var o kadar
13
75
801
18,807
Birkaç tane fikren fakir Youtube kanalı bulup kendini aklatmaya benzemiyor işte. Sokaklar bambaşka bir dil konuşuyor. Şimdi git bir kanala daha konuk ol ve kadınları aslında ne kadar değerli bulduğun yalanlarını anlat dostum. Bizim tribünden de uzak dur
3
42
1,507
Travis retweeted
Artificial intelligences do not undergo experiences, do not possess a body, do not feel joy or pain, do not mature through relationships, and do not know from within what love, work, friendship or responsibility mean. Nor do they have a moral conscience, since they do not judge good and evil, grasp the ultimate meaning of situations, or bear responsibility for consequences. They may imitate or even simulate, but they do not understand what they produce, for they lack the affective, relational, and spiritual perspective through which human beings grow in wisdom. #MagnificaHumanitas
4,056
60,324
309,733
14,212,738
Travis retweeted
turkish public intellectual living in hyper capitalist, hyper US-integrated dictatorship that shut down a uni with US authorization: wow this is literally stalin
Erasing a whole university overnight is Stalin-level stuff
20
521
4,303
177,528
Travis retweeted
kız: sivil toplumda etkin erkeklerden hoşlanırım bizim üyesi olduğumuz dernekler:
3
127
3,422
77,209
Travis retweeted
Congratulations to our Men’s Player of the Season winner… Ferdi Kadioglu! 🏆
296
1,450
38,749
2,267,323
Travis retweeted
May 12
#Cannes jury president Park Chan-wook says "I don’t think politics and art should be divided." " I think it’s a strange concept to think that they’re in conflict with each other. Just because a work of art has a political statement, it should not be considered an enemy of art. At the same time, just because a film is not making a political statement, that film should not be ignored. Even if we are to make a brilliant political statement, if it’s not expressed artfully enough, it would just be propaganda. So what I want to say is that art and politics are not concepts that are in conflict with each other, as long as they are artistically expressed, they are valuable."
122
7,607
32,523
1,858,961
Travis retweeted
Lamine Yamal 🇵🇸 💙 ❤️ 💛
Visca el Barça i Visca Catalunya! 💙❤️💛
616
25,547
183,701
3,243,535