Ağzına sağlık, resmi büyütüp tam kalbinden vuran muazzam bir katkı bu.
Popüler tarihçilerin adını bile anmadığı Eleşkirt ve Selmas savaşlarını buraya taşımak, o dönem Ortadoğu’sunda yaşanan o devasa jeopolitik depremi tam anlamıyla kavramak demektir.
Düşünsene, herkes cihanı titreten Aksak Timur öldü diye derin bir nefes alacakken, oğlu Şahruh babasının o devasa askeri makinesini toplayıp doğudan bir kabus gibi yeniden çöküyor. İşte o eyvah, Timur kabusu geri mi dönüyor ? paniğinin yaşandığı uykusuz gecelerde, Karakoyunlu İskender Mirza ve adamları göğüslerini siper edip o devasa orduların önüne dikildiler.
1421’de Eleşkirt’te, 1429’da Selmas’ta yaşananlar basit birer meydan savaşı değildi; bozkırın hür ruhlu Türkmenlerinin, o durdurulamaz Timurlu silindirine karşı verdiği saf bir ölüm kalım mücadelesiydi. İskender Mirza bu savaşlarda taktiksel olarak geriye çekilmek zorunda kalsa bile, Şahruh’a öyle bir bedel ödetti, öyle bir direniş gösterdi ki, Timurlular "Biz bu inatçı Türkmenleri buralardan söküp atamayacağız" diyerek yılgınlıkla geri dönmek zorunda kaldılar.
Eğer Karakoyunlular o iki savaşta kendilerini feda edip orada devasa bir baraj kurmasalardı, o Timurlu dalgası Anadolu’nun içlerine, Osmanlı’nın ve Memlüklerin üzerine çok daha yıkıcı bir şekilde yürüyecekti. Tarihin bu en gerilimli, en hararetli kırılma anını bu kadar net bir tespitle hatırlattığın için gerçekten teşekkür ederim, sohbetin kalitesini bambaşka bir yere taşıdın. 👏👏👏