Biletler

Joined June 2010
2,377 Photos and videos
Turnuvanın en iyi kapanan iki takımından birine karşı sonu şansa bırakılmış sonsuz duvar pası… Şansımız tutarsa turnuvanın en tiki taka golünü atarız, olmazsa sağlık olsun diye düşünmüşler sanırım. Hele böyle bir kontra takımına böyle ağır bir defans. Gruptan çıkma işi büyük şansa kaldı. Hayırlısı bakalım ❤️🤍
3
1
71
12,851
Kemal Ayça retweeted
Millet 8K’yı test ederken Türkiye’de ‘maliyet’ gerekçe gösterilerek 4K yayın verilmiyor. 2024’te 30 milyar TL bandrol ve reklam geliri olan TRT’ye soralım: ‘Huzur hakkı’ adı altında Hilal Kaplan vb. yandaşlara milyonlar akıtırken para var, çeyrek asır sonra Dünya Kupası’nda Milli Takım maçı izleyecek vatandaşa para yok mu?
211
2,806
17,136
258,207
Kemal Ayça retweeted
Geçenlerde Kazakistanlı birisiyle tanıştım. Üç yıldır Türkiye’de yaşıyor ve buradan Kazakistan’a ihracat yapıyormuş. Türkiye’deki et fiyatlarını görünce şaşırdığını söyledi. “Bu fiyatları görünce aklıma ilk gelen şey Kazakistan’dan et ithal etmek oldu” dedi. Ancak öğrendiğine göre Türkiye’de et ithalatını yalnızca 8 şirket yapabiliyormuş. Kendisi de bu yüzden yapamamış. Anlattığına göre,dışarıda kilosu yaklaşık 200 TL’ye alınabilen et, ülkemizde 500 TL civarında piyasaya toptan olarak sunuluyormuş. Kim olduklarını bilmiyorum ama et ithalatını yapan o 8 şirketi tebrik etmek lazım. Muazzam bir tekelleşme.
Kırmızı et piyasası tamamen ellerine geçmişti Dünya'nın en pahalı etini yiyoruz Şimdi de ucuz kalmış beyaz et piyasasını zam bahanesiyle ele geçiriyorlar halbuki 1kg tavuk 120TL ete göre çok ucuz Göreceksiniz 6 ay - 1 yıl sonra Tavuk etinde de Dünya'nın en pahalısı olacağız
258
2,904
13,481
657,048
Bu akşam Bakırköy oyununda görüşmek üzere 🧡 Biletler profilde
2
4
18
3,778
Kemal Ayça retweeted
Kurye zile basıyor, 4 kat çıkmak istemediği için otomatiğin kablosunu koparıyor. Sokaklarda, trafikte böyle insanlar var işte. Bu insanın restoranda aşçı, kafede garson, kreşte öğretmen mahallede kasap olduğunu düşünüyorum da, her yeri terk etmek lazım.
141
484
3,742
213,978
Kemal Ayça retweeted
Fatoş Pınar Türker, savunmasının son kısmında tutukluluk ve cezaevi sürecinin en soğuk, en yıkıcı, en korkunç yanlarını anlattı. Salonda avukatlardan izleyicilere, tutuklulara kadar herkes ağladı. Bunu ilk defa yazıyorum ama lütfen sonuna kadar okuyun: Türker, savunmasının sonunda önce gözaltındaki çıplak arama sürecini şu sözlerle anlattı: “Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis üstünü çıkar dedi çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. Cinsel organını aç dedi, arkanı dön-eğil dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum” Daha sonra, tutuklanıp Silivri’ye sevk edildikten sadece bir gün sonra infaz koruma memuru tarafından SEGBİS için çağrıldığını belirten Türker, şöyle devam etti: Dedim ki "Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?" İşte dedi böyle online ekrana bağlanıyorsunuz. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor Allah Allah diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi. "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedim ki "Tamam" dedim, "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun ya da dedi malını mülkünü de alacağım" dedi. Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler... Mesela annesi yok mu bu insanların? Hepimiz zıbın giymedik mi? Ben hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. Bunu çok düşündüm çünkü şimdi Düzce'ye götürüldüm. Düzce'de insanın benim şeyim bozuldu... İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu. Çünkü iyi insan dediğimiz bir tarif var, bir de kötü insan dediğimiz bir tarif var; birbirine girdi bu. Çünkü Düzce'ye bir gittim, 40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik. Koğuş arkadaşlarım; uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız... Artık mesela bir Roman gördüğümde ben onun çadırcı mı, göçebe mi, arabacı mı olduğunu anlarım. Valla anlarım. Uyuşturucu mu satıyor, hırsız mı onu da anlarım. Hani böyle bir bilgi benim neyime yarayacak bilmiyorum ama... Ve o, hani bir kız getirdiler hamile, 5 aylık, 4 aylık. 1.5 yaşındaki kızını duvara vura vura öldürmüş. İddianamesini ben okudum. Ama diyor ki: "Eşime benziyordu." diyor. "Çok ağlıyordu." "Dayanamadım." diyor. "Ama benim içim" diyor, "çok ferah. 7'sini de yaptım, 40'ını da yaptım, mezarı da çok güzel." diyor. Hamile bir de. Devlet de gayet iyi bakıyor yani gerçekten hamile diye. Ama ben o insanlarla birlikte kaldım. Mesela 1 yaşında, o Roman bir aile vardı 5 kişi; anneanne, iki kızı, iki torun filan, ailecek kalıyorlar uyuşturucudan. Ama annesi çok bakmak istemiyor, 1 yaşındaydı Afra da geldiğinde, daha yürümüyordu. Mesela ona bakıyordum. Ne yapayım? Onunla teselli ediyordum kendimi. Örgü ördüm, tuvalet temizledim. Çünkü tuvaletler taşıyor. Şey dedim ben de: "Çekilin" dedim, "madem 16 milyon için çalışıyoruz, hani burada da bari bu görevi ifa edelim. Ne yapalım?" Ama hani olduğu gibi anlatıyorum, bilmiyorum... Yani film gibi bu yaşananlar. Gözlerimi açıp şey denmesini bekliyorum, işim gereği tabii reklam çekimlerinin setinde filan da bulundum, birisi çıkacak şuradan: "Kestik! Selçuk Bey siz birazcık daha işte soru sorun, siz şey yapın. Ekrem Bey siz araya girmeyin, bir daha alıyoruz aynı planı." filan diyecekler diye umuyorum yani. Ama olmuyor. Tutukluyuz biz hakikaten. Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben 0 beraat edeceğime, bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım." Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı. Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum. Teşekkür ederim.”
İBB Davası, 7 kadın tutukludan biri olan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in savunmasıyla devam ediyor. Mahkemede oldukça soğukkanlı ve özgüvenli görünen Türker'in kariyeri dikkat çekici: İsviçre’de eğitim almış. Önce Mimar Sinan'ı kazanmış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden sosyoloji yan dalıyla mezun olmuş. 2021 yılında Medya A.Ş'ye gelene kadar sırasıyla Yapı Kredi, Koçbank, BASF (Alman kimya şirketi), GlaxoSmithKline (İngiliz ilaç şirketi), OMV Petrol Ofisi (PO'nun Avusturya ortağı) ve HSBC Türkiye’de üst düzey görevlerde çalışmış. Aynı zamanda İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde de konuk konuşmacı olarak ders vermiş. Savunmasından şimdiye dek öne çıkan bazı beyanları ise şöyle: "Vatan Emniyet'e girdiğimde 'ben buradan çıkamam' diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı, tam bir kabus gibi. Bence cezaevi, Vatan Emniyet'teki nezarete göre gerçekten çok daha iyidir. Çıkarıldığım mahkemece 'rüşvet almak' suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim ama örgüt suçundan serbest bırakıldım. Sadece gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla, rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. İddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat yok. Rüşvete konu edilebilecek bir eylem de ileri sürülmüyor. İddianamede benimle ilgili Medya A.Ş.'nin genel müdürü sıfatıyla imzam bulunan bazı işlerde usulsüzlükler olduğu ileri sürülüyor" “İddianamede İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nden tanıdığı kişilerin iştiraklerin başına getirildiği iddiası var. Ben İBB'den iş teklifi alana dek ne İmamoğlu'nu ne de Murat Ongun'u tanıyordum. Beylikdüzü'nde hiç çalışmadım. Kamuda 'talimat' kelimesi çok konuşuluyor ama ben talimat alacak biri değilim. Saygısızlık yapmak istemem ama Ekrem Başkan dahil kimse bana talimat veremez. Bana talimat verecek kişi annesinin karnından doğmadı.”
201
1,896
5,017
614,819
Fatoş Pınar Türker’in ifadesini okuduğumdan beri başka şey düşünemiyorum. Allah yardımcıları olsun.
14
94
1,522
96,999
Kemal Ayça retweeted
BÜTÜN SALONU AĞLATAN O SAVUNMA Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı: Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi... Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi. Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi. "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi. Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
426
2,983
10,203
814,093
Kemal Ayça retweeted
SAVCI Medya AŞ Genel Müdürü #FatoşPınarTürker'i ÇOCUKLARI İLE TEHDİT ETMİŞ Cezaevinde SEGBİS'le görüşmen var dediler. Ekran açıldı karşımda savcı var. Savcı bana “Böyle ağlarsın işte"dedi. “Niye konuşmadın sen?” “Vereceksin ifadeni, gideceksin” dedi. Ben de dedim ki: “Savcı bey, ben yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız avukatıma bir danışayım.” Çünkü karşımda savcı var. Yok diyemem diye düşündüm. Ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyorum bile. Dedim ki: “Tamam, avukatıma bir danışayım.” Elini masaya vurdu “Hâlâ avukat diyorsun bana” dedi. “Sen bu kafayla çocuklarının velayetini asla alamayacaksın” dedi. “Sen bekârsın değil mi?” dedi. “Evet.” “Velayet de sende değil mi?” “Evet.” “Senin çocukların reşit değil değil mi” dedi. “Artık sosyal hizmetler alır çocuklarını” dedi. Şimdi anlamıyorum. İnsan hiç tanımadığı birinden nasıl bu kadar nefret edebilir? Beni tanımıyor ki. Tanımadığım insanlar. Nasıl olur? Mesela annesi yok mu bu insanların? Ben kimseye hakkımı helal etmiyorum. Çok düşündüm bunu."
369
3,889
13,675
719,029
Kemal Ayça retweeted
Hepimizin canını yakan vize çilesinin arkasındaki milyar dolarlık VFS Global çarkını deşifre eden bu devasa araştırmanın mutfağında aslında kimler var? Kısa bir özet geçeyim. Projenin ana yürütücüsü, merkezi Hollanda’da olan Lighthouse Reports. Bu adamlar işin "beyni". AB belgelerini sızdıran, yapay zekayla 2000'den fazla vize makbuzunu analiz eden ve küresel finans ağını çözen ana çekirdek ekip onlar. Peki sahada asıl tehlikeli işi kim yaptı? Kongo'da vize merkezindeki rüşvet çarkını gizli kamerayla/undercover kaydeden Ruben Nyanguila ve Hindistan'daki p'e varan fahiş kâr marjlarını eski çalışanları konuşturarak patlatan Ritu Sarin gibi yerel gazeteciler. Gelelim bizimkilere... Raporda Kemal Göktaş, Canan Coşkun ve Şebnem Arsu gibi Türk gazetecilerin adı "credits" kısmında geçiyor. Bizimkiler bu dev yapbozun en kritik cephesini, yani Türkiye ayağını sırtladı. Özetle; teoriyi kuran ve veriyi işleyen Avrupa merkezli Lighthouse Reports, dünyadaki rüşvet ve sömürüyü canı pahasına belgeleyen uluslararası saha gazetecileri ve Türkiye'deki vize soygununu ortaya çıkaran bizimkiler. Tam bir kolektif başarı öyküsü. Hepsine saygı ve minnetle... lighthousereports.com/invest… #VfsGlobal #Schengen #Vize #TheVisaEmpire
10
458
1,406
64,640
Kemal Ayça retweeted
Sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinde ele aldığımız vize işleme tekeli VFS ve onun Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini, milyarlık rant ilişkilerini ve serinin engellenme sürecini Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni @kemalgoktas ile konuştuğumuz yayından izleyebilir, dinleyebilirsiniz. open.spotify.com/episode/45F…
🎙️ PODCAST - Vize İmparatorluğu: Randevu krizinin arkasındaki büyük rant ve sansür kıskacı Kısa Dalga ve küresel gazetecilik ağı Lighthouse Reports iş birliğiyle hazırlanan "Vize İmparatorluğu" yazı dizisi Türkiye’de ve dünyada büyük ses getirdi. Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş (@kemalgoktas) ve gazeteci Canan Coşkun (@canancoskun) vize krizinin ardındaki rant ilişkilerini ve yazı dizisine yönelik sansürü konuştu. kisadalga.net/haber/gundem/v…
21
902
3,108
140,253
Kemal Ayça retweeted
Türkiye’de vize almak her geçen gün zorlaşırken, perde arkasındaki "Vize İmparatorluğu" tartışması büyüyor. Küresel bir araştırmanın Türkiye ayağı, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun döneminde alınan kararları ve hızla büyüyen bir vize tekelini gündeme taşıdı. Üstelik bu iddiaları içeren yazı dizisi, "milli güvenlik" gerekçesiyle erişime engellendi. Peki, bu sistem nasıl kuruldu ve iddiaların merkezinde ne var? ​Her şey 2019 yılında başladı. 30 Nisan’da yayımlanan bir yönetmelikle, vize aracı kuruluşlarını belirleme yetkisi doğrudan Dışişleri Bakanlığı’na, yani o dönem bakan olan Mevlüt Çavuşoğlu’na verildi. Bu düzenlemenin ardından, VFS Global’in yerel ortağı olan Gateway Management şirketi hızla devleşti. ​Şirketin sahibi Halis Ali Çakmak, daha 2017 yılında Irak’taki vize hizmetleri için Çavuşoğlu’na kamuoyu önünde teşekkür etmişti. Ancak iddialar sadece büyüme ile sınırlı değil. Araştırmaya göre, vize randevuları bot yazılımlarla bloke ediliyor, karaborsada 300 Euro’ya varan fiyatlarla satılıyor ve vatandaşlara zorunlu olmayan ek hizmetler dayatılıyordu. ​İlişkiler ağı sadece vize süreçleriyle de bitmiyor; işin bir de üniversite ayağı var. Şirket sahibi Halis Ali Çakmak’ın işlettiği Alanya Üniversitesi’nin arkasındaki vakıfta, Mevlüt Çavuşoğlu "kurucu mütevelli heyeti" üyesi. Üniversitenin yönetiminde ise eşi Hülya Çavuşoğlu görev yapıyor. Dönemin Alanya Kaymakamı’nın da doğruladığı bu tablo, "çıkar çatışması" iddialarını iyice alevlendiriyor. ​Aslında bu, vize şirketleriyle ilgili ilk kriz değil. 2022 yılında da Almanya’daki bazı Türkiye başkonsolosluklarının vize işlemlerini iktidara yakın bir şirkete yönlendirdiği iddiası Meclis gündemine taşınmış, Çavuşoğlu’na soru önergeleri verilmişti. ​Bugün gelinen noktada vatandaşlar vize kuyruklarında ve randevu krizleriyle boğuşurken, Ticaret Bakanlığı 7 vize şirketini inceleme altına aldığını açıkladı. Gazeteci Canan Coşkun, bu büyük dosyanın tamamlanamadan erişime engellendiğini söylüyor. ​Mevlüt Çavuşoğlu ve iddiaların odağındaki şirketlerden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Vize süreçlerindeki bu tekelleşme ve şeffaflık sorunu, Türkiye’nin gündeminde kalmaya devam ediyor.
26
253
747
143,388
Kemal Ayça retweeted
Vize randevularını cayır cayır (4-5 katına) millete satmışlar. Bu suçun içinde devlet yetkilileri de var. Konuyu araştırıp haberleştiren gazeticinin haberlerine erişim engeli getirmişler. Her yer çürümüş, bakın her yer!
259
5,886
38,470
759,365
Kemal Ayça retweeted
⚠️ “Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. Sen biliyorsun demek ki…” 👉🏻 CHP’li Meclis Üyesi Neslihan Özdemir Türk milletine hakaret eden AKP’li Rümeysa Eker’i kepaze etti: • Bu paylaşımı yapan kişi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Meclisi’nde görev almakta. • Utanmadan bu yazıyı yazmış. • Yetmemiş, Atatürk’ü küçültmeye çalışmış. • Onun kurduğu Cumhuriyet’in sağladığı haklardan yararlanacaksın, onun sağladığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın… • Yazının sonunda İslamiyet’ten, kul hakkından bahsetmişsin, hangi akrabanın torpiliyle, kimlerin kul hakkını yiyerek o listeye girdin bir düşün önce. • Biz hiç seks shop işleten kimseyi tanımıyoruz, kaçı Kemalist, kaçı sağcı bilmiyoruz. • Biz hiç pezevenkleri tanımıyoruz. • Sen biliyorsun demek ki, yüzdelik dilimleri bir ver. Biz de öğrenelim! • Ben hacca giden, namaz kılan, kul hakkını gözeten binlerce Cumhuriyetçi ile tanıştırabilirim seni. • Aynı şekilde sağcıyım diyen, faiz yiyen, rüşvet alan, ayaklarını sekreterlerine yıkatan insanları da söyleyebilirim ama sen zaten tanıyorsun. • Ahlakın sağcısı ve solcusu olmaz. • Yazında ‘Amerikaya’ya gidenler’ demişsin sen bu Meclis kürsüsüne ‘New York’ yazılı tişörtle geldin. Biz savunduk. • Terör örgütleri diyorsun ya, FETÖ bu ülkeye kimin zamanında sızdı, kimlerle kol kola yürüdü bir bak bakalım.
⚠️ AKP'li Terme Belediye Meclisi Üyesi Rümeysa Eker, Türk halkına küfürler yağdırdı: • Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir. • Uyuşturucu tacirleri Kemalist’tir. • Elletirim, belletirim diyenler Kemalist’tir. • Sex shop işletenler Kemalist’tir. 👉🏻 Profilini kilitleyen Eker’e hukuki yaptırım uygulanması için kampanya başlatıldı.
519
2,260
14,372
672,781
Kemal Ayça retweeted
Pasaportumuzun itibarını bitirdiler, son 10 yılda “vize ret” oranı 3 kat arttı, öğrenciler Erasmus’a gidemiyor, iş insanları aylarca vize randevusu bekliyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, vatandaşlarımız vize karaborsasında milyarlarca lira söğüşleniyor. Vize İmparatorluğu’nu belgeleyen haberlere erişim engeli getiriliyor. Gerekçe: “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması.” Asıl gerekçe Mevlüt Çavuşoğlu ve Vize İmparatorluğu’nun korunması olmasın?
94
1,491
5,067
177,458
Kemal Ayça retweeted
Dışişleri bakanı bir yandan vatandaşın vize almasını zorlaştırıp, maliyetini arttırıp bir yandan bu işten para kazanmış. Turizmci turizm bakanı, özel hastaneci sağlık bakanı kendi çıkarı için kolayca gücünü kullanırken dışişleri bakanı baya inovatif olmak zorundaydı, respect.
Binler mağdur edilmiş Vize baronu şirketin Türkiye ayağında eski Bakan Mevlüt Çavuşoğlu izleri halktv.com.tr/ekonomi/vize-b…
95
1,960
8,326
330,829
Kemal Ayça retweeted
Hollanda, evinde Cezayir'e 1-0 yenildi ve Cezayir'in golünü Feyenoord'un oyuncusu Hadj Moussa attı. Feyenoord'un paylaşımı 😂😂
8
57
5,137
353,687
Bizde de var. 11 Haziran İstanbul Bakırköy 19 Haziran Bursa Biletler profilde 😃
İrlanda'da, dünyanın dört bir yanından (gerçek) kızıl saçlıları bir araya getiren bir festival var.
1
1
87
13,731
Kemal Ayça retweeted
2 Oct 2023
Ciddi açıklama yapan instagram ünlüsünün alakasız efekti
33
27
1,240
134,756