Tüm dostlarıma çağrımdır.
Profesör Dr. Vahap Coşkun'un
aşağıdaki makalesini lütfen elden ele yayalım/paylaşalım.🙏🙏
🔴"1927 nüfus sayımına göre Diyarbakır’da nüfusun i’u anadilini Kürtçe, )’u ise anadilini Türkçe olarak işaretler. 1950 nüfus sayımında Kürtçe’nin anadili olduğunu söyleyenlerin oranı q, Türkçe’nin anadili olduğunu söyleyenlerin oranı ise ( olarak çıkar. 1927-1950 nüfus sayımları esas alındığında, 1935 nüfus sayımı hariç, en fazla Kürtçe konuşan nüfus Diyarbakır’da bulunur.
🔴Tek parti yönetimi, Diyarbakır’ın bu çok kültürlü yapısına cephe alır. Bölge hakkında hazırlanan raporlarda, gayri-müslim nüfusun bölgeden çıkarılmasının altı çizilir. 1950’ye gelindiğinde Diyarbakır gayri-müslim nüfustan arındırılır.
🔴Kürtçe’nin hâkimiyetini zayıflatmak için de demografik mühendislikten istifade edilir.
🔴Bir taraftan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Rusya ve Kudüs’ten muhacirler ve mülteciler getirilir. Göçmenler için inşa edilen köyler ve mahalleler ile Diyarbakır bir “iskân mahalline” dönüşür.
🔴Diğer taraftan, zararlı olduklarına kanaat getirilen köklü Kürt aileleri ise Türkiye’nin batısına sürgüne gönderilir.
🔴Toprak sahibi büyük aileler Batı’da zorunlu iskâna tabi tutulurken toprakları da topraksız köylülere dağıtılır. Bu uygulama, daha sonra ciddi çatışmalara neden olur. Batı’da ikamete mecbur edilenler, sadece muhalif kimliğiyle maruf olanlar değildir. Devletin yanında olmakla birlikte herhangi bir sebepten ötürü “tehlikeli” addedilenler de sürgünden yakalarını kurtaramazlar. Cemilpaşazade Kadri Bey, bu konuda kendi tecrübesini paylaşır:
İsyan başladığı tarihten bir sene geçmeden Kürdistan’ı Kürtlerden boşaltmak isteyen Ankara hükümeti ilk önce aşiret reislerini, tanınmış kişileri Kürdistan’dan Anadolu’ya nakletmeye başladı. Dikkati şayan olan cihet, Türk hükümetinin isyan anında kim kendine yardım ettiyse bunları ilk kafile olarak sürgüne göndermesiydi. Hükümetin iyi gözle görmediği kimseler kendilerini hükümet memurlarından uzak tutmaktaydılar. Hükümete yardım etmiş veya en azından vatani düşünceleri kısa kimseler, isyan başladıktan sonra hizmetlerine mükâfat veya hiç olmazsa aferin almak niyetiyle hükümet kapısından ayrılmıyorlardı. Bundan dolayı vefasız, gaddar hükümetin icraatine ilk kurban bunlar oldu. Sürgün edildiğim Burdur vilayetine yetiştiğimde benden evvel Burdur’a gönderilmiş Türkofillikleri ile tanınmış bir kısım Kürtleri orada mevcut buldum… Bediüzzaman Molla Said de aramızda bulunuyordu. (s. 154) "
perspektif.online/cumhuriyet…