Cumhuriyetimizin 102. yılında, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözü rehberimiz olmaya devam ediyor. Onun kurduğu çağdaş, laik ve bilim temelli Cumhuriyet; üniversitelerden sanayiye, laboratuvarlardan sınıflara uzanan bir ekosistemi mümkün kıldı. Bugün ulaştığımız her başarı, Atatürk’ün bilimi ve aklı devletin temel sütunları arasına yerleştiren vizyonunun doğal sonucudur.
Bu vizyonun somut bir yansıması olarak, Sn. Alper Gezeravcı’nın Türk bayrağını Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıyıp gururla yurduna getirmesi, bilimin ve uzayın artık yalnızca hayal değil, milli bir kapasite olduğunu tüm dünyaya göstermiş oldu. Bu başarı, öğrencilerime ve tüm gençlerimize sınırların zihinlerde başladığını ve bilimin kapılarını aralayan her cesur adımın Cumhuriyet’in ruhuyla uyumlu olduğunu tekrar hatırlattı.
Aynı ruhla geliştirdiğimiz “Uzay Görevleri için Mikroalgal Yaşam Destek Üniteleri” deneyimiz; mikroalglerin kapalı yaşam destek sistemlerinde oksijen üretimi, CO₂ geri kazanımı, su ve besin döngülerine katkısı gibi kritik işlevlerini uzay koşullarında doğrulamayı başardı. Bu çalışmalar, hem derin uzay görevlerinin sürdürülebilirliği hem de yeryüzünde iklim kriziyle mücadele ve döngüsel biyoteknoloji uygulamaları için yeni ufuklar açmaya devam edecek.
Bilimin ışığında, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını daha güçlü, daha üretken ve daha özgüvenli adımlarla karşılıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun! 🇹🇷