Sözlerime
#2DUSTekYürek diyerek başlıyorum.
Tartışmamızın özeti şu noktaya geldi:
Ben size türleşmenin (üreme izolasyonunun) mekanik bir süreç olduğunu ve bunun Culex ile E. coli örneklerinde laboratuvarda ve doğada gözlemlendiğini kanıtladım.
Siz ise "Ama onlar hala çiftleşebiliyor" ve "Minnich öyle demiyor" diyerek literatürü esas 20 yıl geriden takip eden bir inkarda ısrar ettiniz. Bir de yansıtma ypıp beni geriden gelmekle itham ettiniz. :D
Öncelikle "Hibritleşme (Melezleşme) varsa türleşme yoktur" iddianız, modern evrimsel biyoloji için komik, lise düzeyindeki basitleştirilmiş bilgi.
Demek atıf yapıyorsunuz, ben atıf işini çok severim. Ama bu işe girersem galip gelmeniz imkansızlaşır. Ancak madem siz istediniz. Oyun başlasın.
Bilimsel literatürde "Introgression" (Gen Sızması) denilen bir gerçek vardır.
Türler, özellikle türleşme sürecinin başlarında (incipient speciation) birbirleriyle gen alışverişinde bulunabilirler ancak bu onların ayrı evrimsel birimler olduğu gerçeğini değiştirmez.
Örneğin, modern insan (Homo sapiens) ile Neandertaller arasında da gen akışı olmuştur; bu bizi Neandertal ile aynı tür mü yapar? Hayır. (1).
Sizin mantığınıza göre, doğada melezleşebilen boz ayılar ve kutup ayıları da aynı türdür?
Oysa bunlar ekolojik, morfolojik ve genetik olarak tamamen ayrı türlerdir (2).
Culex pipiens ve molestus arasındaki gen akışı, onların ekolojik türleşme (ecological speciation) sürecinde ayrışmış, farklı fizyolojik özelliklere (stenogamy, autogeny) sahip popülasyonlar olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bilimsel konsensüs, türleşmenin bir "siyah-beyaz" anlık olay değil, bir süreklilik (continuum) olduğunu kabul eder (3).
Sizin takıldığınız "taksonomik etiket" (tür mü, form mu, biotip mi?), insanların sınıflandırma çabasıdır; doğadaki biyolojik gerçek ise üreme bariyerinin oluşmuş olmasıdır ve bu bariyer Culex örneğinde mevcuttur.
Gelelim en büyük ve ısrarlı yanılgınıza:
E. coli ve Minnich Meselesi.
Scott Minnich'in makalesini (2016) okuduğunuzu iddia ediyorsunuz ama içeriğini anlamamışsınız.
Minnich, E. coli'nin sitrat kullanma (Cit ) potansiyeline sahip olduğunu göstererek Lenski'yi çürütmedi; aksine Lenski'nin bulduğu "Promoter Capture" (Promoter Yakalama) mutasyon mekanizmasını doğruladı!
Minnich'in yaptığı şey, laboratuvar ortamında yapay bir sürekli açlık baskısı ve genetik manipülasyonla bu süreci hızlandırmaktı.
Lenski'nin LTEE deneyindeki devrimsel olay, bu özelliğin doğal seçilim altında, dışarıdan manipülasyon olmadan, tarihsel olumsallık (historical contingency) ile kazanılmasıdır (4).
Minnich'in "Bu zaten potansiyelde var" demesi, "İnsan genomunda kanat çıkarma potansiyeli genetik kodda gizli, o yüzden kanat evrimi mucize değildir" demek kadar absürt bir iddia. Yani sizin de yapmayı çok sevdiğiniz gibi bir totoloji.
Önemli olan potansiyel değil, bu potansiyelin yeni bir metabolik fenotipe dönüşmesini sağlayan genetik yeniden düzenlemedir.
Bu, tartışmasız bir evrimsel yeniliktir (evolutionary novelty) ve yeni bilginin oluşumudur.
Minnich, bir Akıllı Tasarım savunucusu olarak veriyi bükerken, bilim dünyası Lenski'nin bulgularını "evrimin laboratuvarda suçüstü yakalanması" olarak kabul eder (5). Çok güzel bir tabir değil mi ama? :D
Son olarak, Gözlemlenmiş Türleşme Yoktur iddianızı madem ki sürdürüyorsunuz. E biz de yeni örneklerle gelelim.
Culex ve Bakteri dışına çıkarak, inkar edemeyeceğiniz, genetiği ve mekanizması çözülmüş "Anlık Türleşme" kanıtlarını sunuyorum bakın not edin, yapay zekaya sorarsınız. Bakalım nasıl bir manipülasyonla yanıt verecek:
Bitkiler dünyasında Poliploidi (kromozom katlanması) yoluyla türleşme, tek bir nesilde gerçekleşir ve gözlemlenmiştir.
Örnek:
Tragopogon (Yemlik Otu). Kuzey Amerika'ya 1900'lerde giren T. dubius ve T. porrifolius türleri, gözümüzün önünde hibritleşip kromozom sayılarını ikiye katlayarak Tragopogon mirus adında, atalarıyla asla çiftleşemeyen, tamamen yeni ve verimli bir tür oluşturmuştur (6).
Bu bir yorum veya tahmin değil; kromozomları sayılmış, genetiği dizilenmiş, doğada yaşayan yeni bir türdür. Buna ne diyeceksiniz? Araştırmacılar buna da tür demiyor mu?
Hayır, diyorlar. Artık taksonomiye de sığınamazsınız, nasıl olacak??
Bir diğer örnek:
Rhagoletis pomonella. Bu sinekler, son 150 yılda alıç meyvesinden elma meyvesine geçiş yaparak, konak farkına dayalı simpatrik türleşme yaşamıştır.
Elma sinekleri ve alıç sinekleri artık farklı zamanlarda çiftleşiyor (allochrony) ve gen akışı %4-6 seviyesine düşmüş durumda (7).
Bu, gözlemlenebilir evrimdir. Değil midir yoksa?? Buna ne dersiniz? Bulursunuz yine bişey :D
Sonuç olarak; literatürü cımbızlayarak (cherry-picking), kavramları çarpıtarak ve türleşme tanımını imkansız bir standarda çekerek (hiçbir gen akışı olmayacak, anında morfoloji değişecek vs.) haklı çıkamazsınız.
1. Türleşme bir süreçtir ve doğada sayısız örneği (hibritleşmeye rağmen) mevcuttur.
2. Culex örneğinde fizyolojik ve ekolojik izolasyon kanıtlanmıştır.
3. E. coli deneyinde (LTEE) yeni metabolik yetenek kazanımı, evrimsel yeniliğin somut ispatıdır.
4. Tragopogon örneği, tek nesilde türleşmenin (speciation) laboratuvar dışında da gerçekleştiğinin tartışmasız kanıtıdır.
Bilim, sizin konsensüs yok hikayelerinize göre değil, biriken veriye göre ilerler.
Veriler de türleşmenin her gün gerçekleşen doğal bir süreç olduğunu haykırıyor.
Siz burada inkar etmeye devam edin, okumayı bilen için gerçek orada.
Benim inandığım dinin peygamberi "İlim Çin'de bile olsa, alınız." demiş. Ona uygun davranıyor, ilim öğrenmeye çalışıyor ve hakikati eğip bükmüyor, inkardan kaçınıyorum. Tavsiye ederim.
Kaynakça
(1) Green RE, et al. A draft sequence of the Neandertal genome. Science. 2010;328(5979):710-722.
(2) Miller W, et al. Polar and brown bear genomes reveal ancient admixture and demographic footprints of past climate change. Proc Natl Acad Sci U S A. 2012;109(36):E2382-E2390.
(3) Stankowski S, Ravinet M. Defining the speciation continuum. Evolution. 2021;75(5):1256-1273.
(4) Blount ZD, Borland CZ, Lenski RE. Historical contingency and the evolution of a key innovation in an experimental population of Escherichia coli. Proc Natl Acad Sci U S A. 2008;105(23):7899-906.
(5) Blount ZD. The unexhausted potential of E. coli. Elife. 2017;6:e24210.
(6) Soltis DE, et al. Recent and recurrent polyploidy in Tragopogon (Asteraceae): cytogenetic, genomic and ecological implications. Biol J Linn Soc. 2004;82(4):485-501.
(7) Feder JL, et al. Host fidelity in the apple maggot fly, Rhagoletis pomonella. Oecologia. 1988;77(2):287-292.
🫣Ben yazdıklarım için her defasında kaynak gösterdim; söylediklerimi araştırarak ve somut verilere dayanarak ifade ettim. Ancak siz sanırım gerçekten yapay zekâya yazdırıyorsunuz; aksi hâlde bu kadar çelişkili ifadelerin bir arada olması mümkün olmazdı.😅
1. Ben, “yeni bir canlı türünün oluşturulamadığını” ve “olasılıkların bir şeyi kanıtlamaya yetmeyeceğini” belirttim. Daha sonra siz bazı örnekler sundunuz. Bu örneklerin doğru olmadığını, ilgili deneyleri yapan araştırmacıların bile böyle bir iddiada bulunmadığını, alanın uzmanlarının açık ifadeleriyle gösterdim.
2. Ardından siz “çiftleşemiyorlar” dediniz. Bunun 2000’lerden önceki çalışmaların bir yorumu olduğunu, güncel araştırmalarda bu iddianın geçerliliğini yitirdiğini, farklı coğrafyalarda yapılan onlarca çalışmanın çiftleşme ve verimli döl üretiminin gerçekleştiğini açıkça ortaya koyduğunu gösterdim.
3. Sonra “nadir hibritleşme olabilir” dediniz. Bunun da doğru olmadığını, hibritleşmenin nadir değil, düzenli olduğunu yine bilimsel verilerle ortaya koydum. Ayrıca bu konuda güncel bir konsensüs olduğunu gösterdim. Yani söz konusu durum yalnızca tür içi bir varyanttır; türleşmeyi kanıtlayan bir örnek değildir.
👉🏻 Gelinen noktada, bu iddialarınızı tekrar etmemiş olmanız sevindirici. Prestijli olduğu için bazı görüşleri sorgulamadan benimseyen kişileri tamamen ikna etmek elbette kolay değildir; ancak bu kadarını düzeltmiş olmak bile benim açımdan yeterlidir.
🛑 Dr. Dustin J. Van Hofwegen, Prof. Carolyn J. Hovde ve Prof. Scott Minnich’in çalışması tamamen hakemli, ana akım bir dergide (Journal of Bacteriology) yayımlanmış, metodolojisi açık ve Lenski ekibinin de ciddiye aldığı bir çalışmadır.
👉🏻 Ayrıca ülkemizde “uzman” sanılan bazı evrim savunucularının dahi temel bilimsel verileri bilmemesi ve kulaktan dolma bilgilerle hüküm vermesi, tartışmanın bilgi üzerine değil, körü körüne inanılan bir dogma üzerine yürüdüğünü açık biçimde göstermektedir.