Joined April 2025
357 Photos and videos
⚖️ 24 Haziran 2026, 11:00 : Strazburg 5. Adalet Buluşması'nda buluşuyoruz: AİHM kararları uygulansın, hukukun üstünlüğü kazansın diye. 📍 Av. de l'Europe Sen de gel, sesini yükselt. 🕊️ #AdaletYürüyüşü #Strazburg #AİHM
27
23
353
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Eğer Bugün Sessiz Kalırsak… Bir gün haksızlık kapınızı çaldığında kim konuşacak? Adalet yalnız mağdurların meselesi değildir. Adalet, herkesin güvenliği ve özgürlüğü için vardır. 24 Haziran’da Strazburg’da yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamayacağız; gelecekte yaşanmaması için sesimizi yükselteceğiz. ❤️ İnsan hakları evrenseldir. ⚖️ Hukuk herkes içindir. 📢 Bu çağrıyı büyütmek için yorumlara bir “⚖️” bırakın ve paylaşın. #Justice #HumanRights #Strasbourg #AdaletBuluşması
3
77
84
1,018
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Sessizlik artık bir seçenek degil! Gelin, 24 Haziran'da Strazburg'da buluşalım. Unutmadığımızı gösterelim, dayanışmamızı güçlendirelim ve adalet bekleyenlere umut olalım. Adalet gecikebilir; ancak adalet talebi asla susmaz.

7
9
238
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Adalet, özgürlük ve insan onuru için sesimizi Danimarka’dan yükseltiyoruz. Türkiye’deki adaletsizliğe karşı #Strazburg Özgürlük Yürüyüşü’ne destek veriyoruz. 📍Aarhus | 21 Haziran | 12.00–15.00 📍København | 24 Haziran | 11.00–14.00 Yürüyoruz.
1
14
15
178
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Sen yoksan bir eksiğiz! Yargıyı silah olarak kullananlarca susturulanların sesi ol! Adalet iste! Gel yapman gerekeni yap!
1
43
58
633
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Peaceful Actions Platformu olarak sizleri, 24 Haziran 2026 tarihinde düzenlenecek Strazburg 5. Adalet Buluşması'na davet etmekten onur duyuyoruz. Bazı tarihler, takvimde bir günün adı olmanın ötesine geçer; bir hafızayı, bir duruşu ve paylaşılan bir sorumluluğu temsil eder. Strazburg Adalet Buluşmaları bizim için tam da bu anlamı taşımaktadır. Farklı ülkelerden gelip ortak bir vicdan ve ortak bir adalet arayışı etrafında buluşmayı sürdürüyoruz. Zira Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri henüz sona ermemiştir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan, ailesinden ayrı düşen ve temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen pek çok insan bulunmaktadır. Adaletin tesis edileceği günü bekleyen milyonlar vardır. Bu nedenle Strazburg'da bir araya gelmemiz, bizim için derin ve kalıcı bir anlam taşımaktadır. Bu buluşma; unutmadığımızı, vazgeçmediğimizi ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızı koruduğumuzu ortaya koyan ortak bir iradenin ifadesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dört Strazburg Adalet Buluşması, yaşanan mağduriyetlerin uluslararası kamuoyuna duyurulmasına katkı sağlamış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde yürütülen hak arama mücadelesinin görünürlüğünü artırmıştır. Verilen her emek, yükseltilen her ses ve atılan her adım, bu mücadelenin değerli bir parçası olmuştur. Bugün, bu mücadeleyi daha güçlü biçimde sürdürme sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki her dosyasının arkasında bir insan hikâyesi, bir aile ve yarım kalmış hayatlar bulunmaktadır. Mahkeme kararları, hukuki sonuçların yanı sıra mağduriyetleri görünür kılar, hakikati kayıt altına alır ve gelecekte adalete zemin hazırlar. Bu nedenle Strazburg'da yükselecek her ses, bugüne dokunduğu gibi yarına da umut taşır. Toplumların hafızasında iz bırakan anlar, çoğu kez insanların aynı değerler etrafında bir araya geldiği anlardır. 24 Haziran, işte böyle bir gündür. Bu buluşmada insanlarla birlikte vicdanlar, hafızalar ve adalet özlemi de ortak bir seste buluşacaktır. Bu anlayışla, Avrupa'nın dört bir yanından aileleri, gençleri ve çocukları da bu buluşmanın bir parçası olmaya davet ediyoruz. Zira adalet arayışı, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miraslardan biridir. Bu buluşamada gençlerimiz ve çocuklarımız; adalet için barışçıl yollarla bir araya gelmenin, hak aramanın ve mağdurlarla dayanışmanın anlamını bizzat görme imkânı bulacaktır. Hedefimiz, Avrupa'nın farklı ülkelerinden binlerce insanın katılımıyla ortak vicdanın güçlü ve barışçıl sesini Strazburg'da birlikte yükseltmektir. Her katılım, adalet bekleyen insanlara gönderilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Peaceful Actions Platformu olarak inanıyoruz ki sessizlik mağduriyetleri görünmez kılar, dayanışma ise umut üretir. Bu nedenle sizleri, ortak bir sorumluluğa; adalet, insan hakları ve hukukun üstünlüğü için yükselen ortak vicdanın bir parçası olmaya davet ediyoruz. Gelin, 24 Haziran'da Strazburg'da buluşalım. Unutmadığımızı gösterelim, dayanışmamızı güçlendirelim ve adalet bekleyenlere umut olalım. Ve hep birlikte şunu hatırlatalım: Adalet gecikebilir; ancak adalet talebi asla susmaz. Saygılarımızla, Peaceful Actions Platformu @HRDefsEN @SolidarityHR @OthersInfo_TR
1
34
35
1,547
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Hep birlikte adalet için
5
9
245
24 Haziran 2022'de Strazburg'da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin önünde yalnızca yaklaşık bin kişiydik. 2025'te sayımız beş bini aştı. Bu kısa film, AİHM'in kararlarına rağmen Türkiye'nin uygulamamakta direndiği hak ihlallerine karşı dört yıl boyunca Strazburg'da sürdürülen barışçıl direnişin hikâyesini anlatıyor. 🟡 2022 — ~1.000 kişi 🟡 2023 — ~2.000 kişi 🟡 2024 — ~3.000 kişi 🟡 2025 — ~5.000 kişi Sayımız her yıl arttı. Sesimiz her yıl daha güçlü duyuldu. Ve bu sefer, sesinizi sesimizle birleştirelim. #AİHM #Strazburg #İnsanHakları #Adalet #Türkiye ──────────────────────────── 🔔 Adalet sesimizi duyurmak için kanalımıza abone olun. 👍 Beğenmek ve paylaşmak, sessizliğe karşı en güçlü cevaptır. 💬 Yorumlarınızla bu mücadeleyi büyütün. @OthersInfo @HRDefsEN @SolidarityHR @OthersInfo_TR @Aktion_Fh @URASAFRICA @EU_Commission
2
32
44
1,881
İnsanlık tarihi boyunca adalet arayışı hiç durmadı; zaman ise bu mücadelenin en yakın şahidi oldu. ⏳ Milattan önce bir kaya oymasından canlanıp günümüze kadar koşan bu küçük saat, bizi tarihin en kritik direniş noktalarında bir yolculuğa çıkarıyor. Dinozorların çağından 1848 devrimlerine, sivil haklar hareketinden 1990'lara kadar her dönemin eylemcileriyle omuz omuza duran saatimizin son durağı neresi? Geçmişin mirasıyla adımları hızlanan saat, bizi 2026 Haziran Strazburg Adalet Buluşması'na götürüyor. Çünkü zaman, sadece ileriye akmaz; aynı zamanda adaleti inşa eder. Sizce tarihteki en büyük kırılma noktası hangisiydi? Yorumlarda buluşalım. 👇
1
5
7
515
Bugün sıradan bir gün olabilirdi ama biz sıradan kalmayı reddettik. Gerçek değişimin davet beklemediğini bilerek, adalet arayışımızda bir adım daha atıyoruz. Adalet Buluşması için beşinci kez Strazburg'dayız.

1
5
4
114
Herkes bir yerden başlar. Hayat size bir davetiye göndermez, kapınızı çalmaz. Ama bir an gelir ve içinizde bir şey kıpırdar: 'Ya şimdi ya da hiç.' Korku asla tamamen gitmez ama cesaret zaten korkunun yokluğu değil; ona rağmen yola çıkabilmektir. İlk adım her zaman en ağırdır; çünkü ilk adımda bahaneler biter, eylem başlar. Sen o adımı attığında dünya ikiye ayrılır: İzleyenler ve eyleme geçenler. Biz, eyleme geçenler tarafında olmayı seçtik. Çünkü biliyoruz ki yola çıkan asla yalnız kalmaz; gösterilen cesaret bir başkasının umudu olur. Bugün sıradan bir gün olabilirdi ama biz sıradan kalmayı reddettik. Gerçek değişimin davet beklemediğini bilerek, adalet arayışımızda bir adım daha atıyoruz. Adalet Buluşması için beşinci kez Strazburg'dayız. #StrazburgAdaletBuluşması
2
11
13
551
Peaceful Actions Platfomu retweeted
TÜRKİYE’DEKİ HAK İHLALLERİ İÇİN STRAZBURG’DAYIZ. UNUTMAMAK UNUTTURMAMAK UNUTULMAMAK İÇİN 2026 ADALETİN ŞAFAĞINDA BEŞİNCİ BÜYÜK BULUŞMA 🕊️ Hapisteki anneler için, 🕊️ Parmaklıklar ardında büyüyen çocuklar için, 🕊️ Eğitim ve özgürlüğü elinden alınan gençler için, 🕊️ Hasta mahpuslar ve tüm adalet mağdurları için yürüyoruz. Sesimiz net: ❗ AİHM kararları uygulanmalı ❗ Avrupa Konseyi sorumluluk almalı ❗ Herkes için adalet sağlanmalı 📍 Strazburg 📅 Haziran 2026 #JusticeForTurkey #HumanRights #AIHM #Adalet #Freedom #Democracy
3
16
14
502
Peaceful Actions Platfomu retweeted
What does the ECtHR say in Yasak v. Türkiye? On 5 May 2026, the Grand Chamber of the European Court of Human Rights delivered its judgment in Yasak v. Türkiye, finding violations of Article 7 and Article 3 of the Convention. The legal terms and reasoning are explained in detail in the judgment. However, what can be understood from the judgment beyond legal language? Why is this judgment important? What does it mean in practice? And why does it matter for thousands of people affected by broad accusations in Türkiye? In this short video, we try to explain the judgment in a clear, simple and accessible way.
3
23
30
1,412
In Turkey, millions of people continue to suffer from deep and ongoing injustices. Despite clear rulings of human rights violations by the European Court of Human Rights, these decisions are being ignored by both executive and judicial authorities. Under an increasingly authoritarian system, society is finding it harder to breathe with each passing day. Thousands who can no longer accept this reality will gather in Strasbourg this June for the fifth time. Victims of injustice, along with their families, will once again march for justice: for mothers unjustly imprisoned and the babies growing up behind bars; for young women and students, sick detainees and prisoners, those imprisoned for their political views, and all innocent people who have been wronged. Voices will rise together, carrying a single message of hope: Let the rulings of the European Court of Human Rights be enforced. Let the Council of Europe ensure that justice is upheld. Let Turkey become a peaceful and rightful part of Europe. For all of this, we invite you to walk with us. HastaTutuklu AbdullahDede
1
24
26
357
Peaceful Actions Platfomu retweeted
AİHM kararlarının uygulanması için Beşinci kez Strazburg'tayız.
Türkiye'de milyonlarca insan, derin ve süregelen adaletsizliklerin acısını çekmeye devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin açık insan hakları ihlali kararlarına rağmen, bu kararlar hem yürütme hem de yargı makamları tarafından görmezden geliniyor. Giderek otoriterleşen bir sistemin gölgesinde, toplum her geçen gün nefes almakta daha da zorlanıyor. Bu gerçeği kabullenemeyen binlerce kişi, bu yılın Haziran ayında Strazburg'da beşinci kez bir araya gelecek. Adaletsizlik mağdurları ve aileleri, bir kez daha adalet için yürüyecek: haksız yere hapsedilen anneler ve parmaklıklar ardında büyüyen bebekler için; genç kadınlar ve öğrenciler, hasta tutuklu ve hükümlüler, siyasi görüşleri nedeniyle hapsedilenler ve haksızlığa uğrayan tüm masum insanlar için. Sesler, tek bir umut mesajı taşıyarak hep bir ağızdan yükselecek: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulansın. Avrupa Konseyi adaletin tesis edilmesini sağlasın. Türkiye, Avrupa'nın barışçıl ve meşru bir parçası haline gelsin. Tüm bunlar için, sizi bizimle birlikte Haziran 2026'da yürümeye davet ediyoruz.
1
23
47
1,543
Türkiye'de milyonlarca insan, derin ve süregelen adaletsizliklerin acısını çekmeye devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin açık insan hakları ihlali kararlarına rağmen, bu kararlar hem yürütme hem de yargı makamları tarafından görmezden geliniyor. Giderek otoriterleşen bir sistemin gölgesinde, toplum her geçen gün nefes almakta daha da zorlanıyor. Bu gerçeği kabullenemeyen binlerce kişi, bu yılın Haziran ayında Strazburg'da beşinci kez bir araya gelecek. Adaletsizlik mağdurları ve aileleri, bir kez daha adalet için yürüyecek: haksız yere hapsedilen anneler ve parmaklıklar ardında büyüyen bebekler için; genç kadınlar ve öğrenciler, hasta tutuklu ve hükümlüler, siyasi görüşleri nedeniyle hapsedilenler ve haksızlığa uğrayan tüm masum insanlar için. Sesler, tek bir umut mesajı taşıyarak hep bir ağızdan yükselecek: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulansın. Avrupa Konseyi adaletin tesis edilmesini sağlasın. Türkiye, Avrupa'nın barışçıl ve meşru bir parçası haline gelsin. Tüm bunlar için, sizi bizimle birlikte Haziran 2026'da yürümeye davet ediyoruz.
6
48
48
2,100
I am Tuğba Koç. Two years ago, I claimed asylum in Denmark on the grounds of my association with the Hizmet movement. My asylum claim has been rejected as of today, and I face imminent deportation within three days. I am gravely concerned for my safety and fear being forcibly returned to Turkey. I urgently request your assistance. @pelledragsted @RosaLundEl
5
52
59
454
Peaceful Actions Platfomu retweeted
Anlamak isteyene yine hukuk manifestosu! İnsan hakları konularında fikir yürütenlerin bilmek zorunda olduğu temel esaslar.
AİHM, Cemaatin Terör Örgütü Olduğuna mı Karar Verdi? ✅Daha önce defalarca cevap vermiş olsak da, her AİHM kararından sonra olduğu gibi yine asıl ihlal maddelerini konuşmak yerine adeta 'cambaza bak' taktiğiyle dikkatleri başka yöne çekmeye çalışanlara şahit oluyoruz. Kararın etkisini kırmak amacıyla kurgulanan bu algı amaçlı yazılara, konuşmalara ve tweetlere maalesef sıkça denk geliyoruz. Hukuken hiçbir karşılığı olmayan alıntılanan bu tweet de söz konusu çabaların somut bir örneğidir. Gelin isterseniz, bu hukuktan bihaber olanlara hukukun aslında ne olduğunu ve ne söylediğini hep birlikte bir kez daha hatırlatalım! AİHM'in Dosyaları İnceleme Yetkisi ve Sınırı Nedir? AİHM’in yargısal denetimiyle ilgili temel hususlardan biri ikincillik ilkesidir. Bu ilke, AİHS’e Ek 15 No’lu Protokol ile Sözleşme’nin başlangıç kısmına açıkça derç edilmiş olup insan haklarının korunması ve uygulanmasında birincil sorumluluğun taraf devletlere ve onların ulusal mahkemelerine ait olduğunu, AİHM’nin ise ancak ulusal sistemin başarısız olduğu durumlarda devreye giren bir denetim mercii olduğunu ifade eder. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak AİHM, ulusal mahkemelerin yerine geçerek maddi vakıaları yeniden değerlendiremez, delillerin ispat gücünü ulusal hakimlerin yerine geçerek tartamaz ve ulusal ceza kanunlarını doğrudan yorumlayamaz. AİHM'nin kurumsal varlık nedeni, taraf devletlerin ulusal mahkemelerinin yerine geçerek adeta bir uluslararası "Yargıtay" veya "Temyiz Mahkemesi" gibi maddi vakıaları ve delilleri yeniden değerlendirmek değildir. İnsan hakları hukukunda bu kısıtlama, dördüncü derece mahkemesi doktrini olarak adlandırılır. Mahkeme, Waite ve Kennedy v. Almanya kararında bu durumu çok net bir şekilde özetlemiş ve ulusal yargı organlarının yerine geçmenin kendi görevi olmadığını, ulusal mevzuatın yorumlanmasına ilişkin sorunları çözmenin öncelikle yerel mahkemelerin işi olduğunu belirtmiştir (§ 54). AİHM'nin rolü, bu aşamada sadece yerel mahkemelerin yaptığı yorumun etkilerinin AİHS ile uyumlu olup olmadığını denetlemektir. Korbely v. Macaristan (§ 72) ve Kononov v. Letonya (§ 197) kararlarında da iç hukukun uygulanması ve yorumlanması yetkisinin yerel makamlarda olduğu vurgulanmıştır. Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye (§ 240) ve Şaban Yasak v. Türkiye (§ 194) kararlarında da bu evrensel hukuk kuralının güncel davalarda da aynen geçerli olduğu teyit edilmiştir. Şaban Yasak kararında (§ 195) Mahkeme, inceleme yetkisinin kapsamının özellikle 7. madde gibi mutlak haklar söz konusu olduğunda daha geniş olduğunu vurgulamış ve ulusal mahkemelerin hukuku genişletici veya öngörülemez şekilde yorumlayarak suçun manevi unsurunu göz ardı etmesinin Sözleşme güvencelerini zedeleyeceğini belirtmiştir. Tüm bu kararlar, AİHM’in ulusal egemenliğe saygı çerçevesinde hareket ettiğini ve dördüncü derece mahkemesi olmaktan özenle kaçındığını göstermektedir. AİHM Bir Yapının Terör Örgütü Olup Olmadığına Karar Verebilir mi? Uluslararası hukukta ve Birleşmiş Milletler nezdinde dahi üzerinde mutabakata varılmış, bağlayıcı ve evrensel bir terörizm veya terör örgütü tanımı yoktur. Terör suçlarının ve örgütlerinin tanımı, devletlerin kendi iç hukuklarına, siyasi ve tarihi bağlamlarına göre şekillenir. Dolayısıyla devletlerin kendi anayasal düzenlerini ve kamu güvenliklerini korumak amacıyla hangi eylemlerin terör suçu teşkil edeceğini ve hangi oluşumların terör örgütü olarak nitelendirileceğini belirleme konusunda geniş bir takdir marjı vardır. Bu kapsamda AİHM, siyasi bir organizasyonun, dini bir cemaatin veya sivil bir oluşumun terör örgütü olup olmadığına hükmedemez. Mahkemenin rolü, bir yapı veya siyasi örgüt hakkında uluslararası bir hakem organı gibi tescil kararı vermek değildir. Bir yapının terör örgütü olarak vasıflandırılması kararı, mutlak surette devlet egemenliğinin bir yansıması olup iç hukukun konusudur. Sosyal medyadaki bazı analiz kasanlar, Yasak kararından sonra, kararda geçen "FETÖ/PDY, terör örgütü, örgüt" gibi ibareleri, Mahkeme'nin bu yapıyı uluslararası alanda terör örgütü olarak tescilledi şeklinde çarpıtarak, bu yanlış bilgiyi tekrar dolaşıma sokmuşlardır. Oysa AİHM'in, uluslararası bir mahkeme olarak herhangi bir sivil, dini veya siyasi grubu terör örgütü olarak ilan etme, tanıma veya aklama gibi bir kurumsal yetkisi, görevi veya prosedürü kesinlikle yoktur. Şaban Yasak kararının 12. paragrafında Mahkeme'nin kullandığı ifadeler bu durumun en açık ispatıdır. AİHM bu paragrafta, "söz konusu örgüt, Türk makamları tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması olarak adlandırılan grup olup, bu makamlar tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de meydana gelen darbe girişiminden sorumlu olduğu kabul edilmektedir" demektedir. Dikkat edilirse Mahkeme kendi adına "Bu bir terör örgütüdür ve darbeyi yapmıştır" tespiti yapmamakta; davanın tarafı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iddialarını ve adlandırmalarını aktarmaktadır. Hukuk terminolojisinde bu tür ifadelere "background fact" (arka plan verisi) veya "factual description" (olgusal aktarım) denir. AİHM önüne gelen dosyada uyuşmazlığın ulusal boyutta nasıl şekillendiğini özetlemek zorundadır. Mahkeme, devletin bu tanımlamasını bir "veri" olarak alır ve ardından, devletin bu kabul üzerinden hareket ederken kendi vatandaşlarını cezalandırma süreçlerinde insan haklarına uyup uymadığını denetler. Karardaki aktarımları AİHM'in kendi tescili veya kabulü sanmak, uluslararası hukuk metinlerinin nasıl okunduğunu bilmemekten kaynaklanan ağır bir cehalettir. Yasak kararının olaylar bölümünde (§ 18) Mahkeme, Türk hukukuna göre bir yapının terör örgütü olarak nitelendirilmesinin yalnızca yargı kararıyla mümkün olduğunu ve Yargıtay içtihadına göre yerel mahkemelerin kapsamlı inceleme yürütmek zorunda olduğunu belirtmiştir. AİHM’in önüne gelen dosyada yapabileceği tek şey, ulusal mahkemelerin bir yapıyı terör örgütü olarak tanımlaması ve bireyleri bu yapıya üyelikten dolayı cezalandırması sürecinde AİHS’de güvence altına alınan hakların ihlal edilip edilmediğini denetlemektir. Mahkeme, devletin “bu yapı bir terör örgütüdür” şeklindeki makro tespitini veri olarak alır ancak bu tespiti kullanarak bireyleri cezalandırırken devletin kendi yasalarına ve evrensel insan hakları standartlarına uyup uymadığını mikro düzeyde inceler. Dolayısıyla AİHM, hiçbir zaman Cemaatin terör örgütü olup olmadığına dair bağımsız bir hüküm vermemiştir ve veremez; bu yetki tamamen ulusal mahkemelerdedir. AİHM Kararlarındaki Terminolojinin Anlamı Nedir? AİHM karar metinlerinin yapısal bir standardı vardır ve kararlar genellikle olaylar, ilgili iç hukuk, tarafların iddiaları ve Mahkemenin değerlendirmesi bölümlerinden oluşur. Yasak kararında Cemaat için “terör örgütü” gibi ifadelerin kullanılması, Mahkemenin bu hareketi terör örgütü olarak kendi iradesiyle tescillediği anlamına gelmez. Bu ifadeler, tamamen tırnak içinde veya atıf yoluyla kullanılan, davanın iç hukukta nasıl isimlendirildiğini gösteren olgusal aktarımlardır. Mahkeme, Yasak kararının arka plan bölümünde (§ 12) ve ‘’FETÖ/PDY’nin bir terör örgütü olarak tanımlanması’’ başlığında (§ 18-22) ulusal makamların ve Yargıtay’ın kabullerini özetlemiştir. Bu, AİHM’in kendi kabulü değil, uyuşmazlığın çerçevesini çizen durum tespitidir. Dolayısıyla terminolojik kullanım bir kabul beyanı değil, davanın ulusal boyuttaki arka planının olgusal bir aktarımından ibarettir. Yasak Kararının Anlamı ve Analiz Kasanların ‘’Delil Yetersizliği’’ Uydurması Şaban Yasak kararını, alıntılan twitte yer verildiği üzere basit bir "delil yetersizliği" kararı zannetmek, bu kararın Türk ceza yargılaması pratiğine vurduğu darbeyi anlayamamaktır. AİHM bu kararda "suçun işlendiğine dair yeterli delil yok" dememiştir; çok daha vahim bir tespitte bulunarak "ortada hukuken işlenmiş bir suç yok" demiştir. Yasak kararının 195. paragrafına atıfla Mahkeme, kişilerin Bank Asya'ya para yatırması, sendikaya üye olması, ByLock kullanması, sohbetlere katılması, Cemaat içinde aktif ve üst düzey bir görev alması veya yasal bir dernekte yönetici olması gibi tamamen yasal ve rutin faaliyetlerin, tek başlarına "silahlı terör örgütü üyeliği" suçunun delili olamayacağına hükmetmiştir. Bir kişinin bu suçtan cezalandırılabilmesi için, o kişinin bu eylemleri gerçekleştirirken "yapının iddia edilen şiddet ve terör amaçlarını bilerek ve isteyerek" hareket ettiğinin somut olarak ispatlanması gerekir. Türk mahkemeleri ise bu kastı hiç araştırmadan, yasal eylemleri otomatik bir suç karinesi sayarak insanları adeta "kusursuz sorumluluk" ilkesiyle mahkum etmiştir. İşte Yasak kararının önemi buradadır. AİHM, Cemaate yönelik suçlamaların temelini oluşturan neredeyse tüm yasal faaliyetlerin, kişinin şiddet kastı ispatlanmadığı müddetçe "suçun unsurları oluşmadığı için" cezalandırma gerekçesi yapılamayacağını evrensel bir içtihat haline getirmiştir. Bu, delilin azlığı veya çokluğu meselesi olmayıp, eylemin yasalarda tanımlanan suça vücut vermemesi meselesidir. ‘’Bilgisiz Analiz’’e Hukuki Cevap Söz konusu sosyal medya paylaşımındaki iddialar dizisi, baştan aşağıya bir hukuksuzluk ve cehalet manifestosudur. Paylaşımı yapan kişinin "AİHM, FETÖ'yü terör örgütü kabul etmiş oldu" iddiası, yukarıda Şaban Yasak kararının 12. paragrafı üzerinden detaylıca açıklandığı üzere, hukuki metin okuryazarlığından yoksun olmanın sonucudur. AİHM'nin böyle bir kabulü veya tescili söz konusu dahi olamaz; Mahkeme sadece taraf devletin iddiasını olayların arka planı olarak karar metnine derç etmiştir. "AİHM örgüte üyelik için deliller yetersiz kararı almış" şeklindeki ifade ise, 7. madde ihlalinin ne anlama geldiğini bilmemektir. AİHM, delilleri tartmamış, yerel mahkemelerin "kasıt" unsurunu yok sayarak hukuku akıl dışı genişlettiğini ve aslında suç olmayan eylemleri suç haline getirdiğini tespit etmiştir. Paylaşımın sonundaki "Türk yargısı AİHM kararlarını uygulamak zorunda değil. Uygulamayan çok sayıda Avrupa ülkesi var" cümlesi ise anayasal düzene açıkça başkaldırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası andlaşma hükümleri esas alınır. Ayrıca, AİHS’in 46. maddesi, taraf devletlerin Mahkeme'nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ettiğini emreder. "Uygulamamak" meşru bir egemenlik hakkı değil, uluslararası taahhütlerin ve Anayasa'nın açıkça ihlali anlamına gelir. Sonuç olarak Şaban Yasak kararı, terörle mücadele kılıfı altında insanların yasal faaliyetlerinden dolayı keyfi olarak cezalandırılamayacağını, ceza hukukunun temeli olan "kanunilik" ve "kasıt" ilkelerinin devletin siyasi ajandalarına feda edilemeyeceğini tüm dünyaya ilan eden, hukuki manipülasyonlarla üstü örtülemeyecek kadar güçlü bir karardır. Sonuç Yerine Yukarıdaki içtihatlar ve Yasak kararının açık hükümleri ışığında AİHM’nin bir yapıyı terör örgütü olarak kabul edip etmediği sorusunun cevabı kesin olup; Mahkeme böyle bir yetkiye sahip değildir ve hiçbir kararında bu yönde bir kabulü olmamıştır. Kararlarında kullandığı terminoloji, ulusal kabullerin olgusal aktarımıdır ve AİHM, devletin güvenlik politikalarını siyasi olarak yargılamaz; yalnızca bu politikalar uygulanırken bireyin hukuki güvenliğinin, kasıt tespiti yapılmadan cezalandırılmama hakkının devletin mahkemelerince yok edilmesini engeller. Yasak kararı bu açıdan son derece önemlidir. Çünkü Yalçınkaya içtihadını derinleştirerek terör örgütü üyeliği suçunda kasıt unsurunun Sözleşme’nin 7. maddesine özgü, bağımsız bir gereklilik olduğunu netleştirmiştir. Artık yalnızca genel örgütsel mülahazalar, tanık beyanları veya geçmiş yasal faaliyetler temel alınarak mahkumiyet verilemez. Her bireysel dosyada başvurucunun bu yapının iddia edilen nihai amacını bildiği, bu amaçla hareket ettiği ve suç kastı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Bu, Cemaat mensuplarına yönelik neredeyse tüm suçlamaların artık cezalandırma gerekçesi yapılamayacağını ortaya koymaktar. Çünkü karar (§ 205-212), eğitim, öğrenci sorumluluğu, sohbet toplantıları gibi faaliyetlerin terör kastıyla ilişkilendirilmesinin bireyselleştirilmiş ve zaman bağlamında kanıtlanmasını şart koşöaktadır. Yasak kararı, delil yetersizliğinden öte bir hukuki tokattır! Türk yargısının kolektif sorumluluk yaklaşımını reddetmiş ve bireysel suçluluğun olmazsa olmazı olan manevi unsur ilkesini Avrupa insan hakları hukukunun merkezine yerleştirmiştir. Bu karar, benzer binlerce davada emsal teşkil edecek ve ulusal makamları kasıt unsurunu gerçekten araştırmaya zorlayacaktır. Sonuç olarak AİHM, ulusal egemenlik ile uluslararası insan hakları standartları arasındaki dengeyi 7. maddenin mutlak koruması altında yeniden tesis etmiş, terörle mücadele reflekslerinin ceza hukukunun öngörülebilirlik, yasallık ve şahsi sorumluluk ilkelerini yok etmesine izin vermemiştir.
3
69
164
9,134