Sonsuzun Kısa Tarihi, iki karşıt kutup arasında gidip gelir. Bir yanda olumsuz, gizilgüç, belirsiz, sınıflandırılamaz sonsuz (Aristoteles, Aquinolu Tommaso, sezgiciler) ve diğer yanda olumlu, edimsel, belirlenebilir, sonluötesi sonsuz (Cantor, Leibniz, matematiksel gerçekçilik). Bu gerilim çözümlenememiştir ve matematiğin, felsefenin ve kültürün temel bir sorunu olarak kalmaya devam etmektedir.
Sonsuz, arzu ve hayal gücüyle ilişkilidir (Leopardi, Hegel). Arzu, sınırlı nesnelere doyamayan ve daima ötesini isteyen sahte sonsuzun ifadesidir. Sınır, ahlakın ve biçimin temelidir; sınırsız ise çözülme ve düzensizliktir. Musil, "sınırsız mutluluk yoktur" der. Sonsuzun sembolik temsili, Batı düşüncesinde varlık ile dil arasındaki ilişkinin dönüşümünü yansıtır; modern dönemde simge "cansızlaşmış" ve kurmacaya dönüşmüştür. Broch ve Heidegger, sonsuzun matematiksel temsilinin, insanın varoluşsal yabancılaşmasıyla ve "hesaplanamaz" ile yüzleşmesiyle bağlantılı olduğunu gösterir.
Çatışkılar, sonsuzun "açık" doğasını koruyan en önemli unsurdur; bunlar, sonsuzun kavranamazlığını ve aşılamazlığını hatırlatan epistemolojik engeller olarak işlev görür.
Çalışmalarında, sonsuzluk kavramı aracılığıyla matematik düşüncesinin evrimini incelemeye ve sayı kavramını, yalnızca Batı düşüncesini değil, tüm düşünce tarihini kapsayan ve bu tarihle ilişkilendiren bir bakış açısıyla derinlemesine ele almaya odaklanmış İtalyan matematikçi ve deneme yazarı Paolo Zellini'nin Sonsuzun Kısa Tarihi kitabı 17 yıl sonra yeni bir çevirisiyle
@ketebe'de.